Vallahi ben bir anne olarak, hem de bir erkek annesi olarak bu konuya hiç girmesem olmazdı.
Bir Galatasaraylı olarak Icardi’ye resmen hastayım. Açık konuşayım; sadece biz ona aşık değiliz, o da Galatasaray’a aşık.
Bazen düşünüyorum da. Ben herhalde gerçekten ya fazla safım, ya fazla iyi niyetliyim, ya da resmen körüm. Üstüne bir de hava atıyorum: “Ben çok akıllıyım, ben tam bir FBI ajanıyım…”
Demeyeyim diyorum, Konuşmayayım diyorum ama mesele Tarkan olunca, kırmızı çizgimiz susamıyorum.
Bazen insan geçmişe dönüp kendi kendine soruyor: “Ben neye güvenmişim? Neye inanmışım? Neyi alkışlamışım?” İşte tam olarak bunu, Dilan & Engin Polat çiftine bakınca hissediyorum.
Sahnede dans eden kadın sanatçılar üzerinden yürütülen ahlak tartışmaları yeniden alevlendi. Peki, toplumu bozan gerçekten kadının dansı mı, yoksa yüzleşilmeyen sorunlar mı?
Dünkü Türkiye – Çekya maçının etkisindeyim hala. İnanılır gibi değil ama Avrupa'nın en iyi 16 takımı arasına girdik.
İnsanın istemediği ot burnunun dibinde bitermiş hesabı, ben hanımefendinin yarattığı polemikleri görmemek için sosyal medyadan bloklamıştım.
Fransa’nın incisi mi? Yoksa Türkiye‘nin topraklarına kattığı, yeni bir bölgesi mi diye düşündüren, Burak CZN‘ın bile katıldığı ki sanırım film festivalinde "Pideye en iyi yazma" ödülünü almış, ilginç...
Bu bağlantı sizi https://www.medyatilkisi.com.tr dışındaki bir siteye yönlendiriyor.