Gündem

Antik Kentin Bekçisiydi, Doğanın Gizli Sanatkarı Oldu

Manisa'da binlerce yıllık bir tarihin nöbetini tutan bir güvenlik görevlisi, doğada kurumuş halde bulduğu ağaç parçalarını adeta birer sanat eserine çeviriyor. İnternette izlediği videolardan ilham alarak yepyeni bir yeteneğini keşfeden bu ismin hikayesi dikkat çekiyor. İşte gelişmenin tüm ayrıntıları.

Abone Ol

Tarihi mekanlar sadece geçmişin izlerini değil, bazen bugünün gizli yeteneklerini de barındırıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olarak Manisa'nın Yunusemre ilçesinde bulunan 2 bin 700 yıllık Aigai Antik Kenti'nde uzun yıllardır güvenliği sağlayan 49 yaşındaki Yaşar Tuncer, mesaisinden geriye kalan zamanlarda bambaşka bir dünyaya adım atıyor. Herhangi bir kursa gitmeden sadece çevresindeki atıl ağaç dallarını toplayarak harikalar yaratan Tuncer, kendi sınırlarını aşarak şaşırtıcı dekoratif ürünler tasarlıyor.

İNTERNETTE GÖRDÜ, HAYATI DEĞİŞTİ

Evli ve bir çocuk babası olan Yaşar Tuncer, yaklaşık iki yıl önce dijital ortamda rastladığı ahşap işleme tasarımlarından büyük ilham aldı. Kendi imkanları ve kısıtlı el aletleriyle doğada kurumuş ağaç köklerine şekil vermeye başlayan başarılı isim, zamanla ustaları aratmayacak seviyeye ulaştı. Merak üzerine çıktığı bu yolculukta neler hissettiğini şu sözlerle dile getirdi:

"İnternette gezerken, ahşaptan yapılan eserler gördüm. 'Biz neden daha iyisini yapmayalım?' diye düşündüm. Bir gün elime aldığım bir ağaç parçasını günlerce inceledim. Bir süre sonra gözümde şekillenmeye başladı. İşleyince de bir sanat eserine dönüştüğünü gördüm. O günden bu yana büyük bir keyifle bu işi yapıyorum. Çok güzel işler çıkardığıma inanıyorum"

DOĞADAKİ HER PARÇAYA YENİ BİR ANLAM YÜKLÜYOR

Bulunduğu çevredeki kuru ağaç parçalarını titizlikle seçtiğini anlatan yetenekli oymacı, eserlerinin ortaya çıkış sürecini aşama aşama aktardı. Doğanın sunduğu atıl materyallerin nasıl canlandığını ifade ederken, "Nereye gidersem gideyim çevredeki ağaçlara bakıyorum. 'Bu bana ne verebilir' diye düşünüyorum. Atıl durumdaki dalları topluyorum. Eve getirip birkaç gün gözümün önünde bekletiyorum. Her gün bakıyorum. Bir süre sonra kafamda şekilleniyor ve ona hayat vermeye başlıyorum. Ortaya da bu eserler çıkıyor" dedi.

YORGUNLUĞUNU AHŞAPLA ATIYOR

Mesleğinin getirdiği stresi ve fiziksel yorgunluğu ahşap oyarak üzerinden attığını vurgulayan Tuncer, bu uğraşın büyük bir ruhsal dinginlik sağladığını belirtti:

"Bu işi hobi olarak yapıyorum. Eve geldiğimde bütün yorgunluğumu bununla atıyorum. Zahmetli ve sabır isteyen bir iş ama insanı gerçekten dinlendiriyor. Bana büyük bir huzur veriyor. Daha önce böyle bir yeteneğim olduğunu bilmiyordum. Keşke daha erken başlasaydım. Şimdiye kadar çok daha güzel eserler ortaya çıkarabilirdim. Ama yine de önümde uzun yıllar var. Kendimi geliştirmeye devam ediyorum"

HEDEFİ GENÇLERE MESLEK KAZANDIRMAK

Geleceğe dair önemli planları bulunan doğa aşığı görevli, emekliliğinin ardından Yuntdağı Köseler Mahallesi'ndeki köyünde bir atölye kurmak istiyor. Yaşadığı bölgenin turizm potansiyeline dikkat çekerek, bu sanatın bölgesel kalkınmaya katkı sunabileceğini şu ifadelerle anlattı:

"Köyümüz Aigai Antik Kenti sayesinde turizm açısından önemli bir potansiyele sahip. Emekli olduktan sonra bir atölye açıp bu işi öğrenmek isteyen gençlere öğretmek istiyorum. Bu hem insanlara yeni bir meslek olabilir hem de köyümüz için farklı bir gelir kapısı oluşturabilir. Ahşap doğal ve sağlıklı bir malzeme. Evlerde de ahşap ürünlerin daha fazla kullanılmasını istiyorum"

AİLESİNİN TEPKİSİ NASIL OLDU?

İlk başlarda evdeki tozlanma nedeniyle küçük çaplı itirazlarla karşılaşan güvenlik görevlisi, zamanla en büyük motivasyonu yine ailesinden bulduğunu söyledi. Çalışmalarının sonuçları ortaya çıktıkça bu durumun tamamen değiştiğini söyleyerek, "Ahşap işi biraz tozlu olduğu için başlangıçta tepki gösterdiler. Ama ortaya çıkan eserleri görünce onlar da bana destek vermeye başladı. Şimdi en büyük destekçilerim onlar" ifadelerini kullandı.